27 Mart Dünya Tiyatrolar Gününü

27 Mart Dünya Tiyatrolar Gününü

KANADA – Lisa Ann Johnson – Great Canadian Theatre Company
 
Tiyatro kendi çağının büyük olaylarına tanıklık etmeyi sürdürüyor… Hoşgörüsüzlük, dışlanma, her türlü füzyona ve kaynaşmaya direnen ırkçılık sorunlarına karşı, kendi pratiklerinde çözümler önermeye ısrarla devam ediyor. Tiyatro barış ve uzlaşma mesajlarımızı geliştirebileceğimiz evrensel bir dildir. Tiyatronun ilk yazılı tarihi Antik Yunan dönemine uzanır ve Prometheus’un ateşi Tanrılardan çalıp insana vermesiyle simgeleştirilir. O yüzden tüm tiyatro sanatçıları adına rahatlıkla söyleyebilirim ki; ateşle oynadığımız, risk aldığımız doğrudur ve evet yanabiliriz. Ama aydınlatabiliriz de!
 
JAPONYA – Yasunari Musaşi – Tekerettsuno Pa Tiyatrosu
 
Sahne, özgürlüğümüzün sonsuz uçurumu ve kaybolma mabedimizdir. Seyirciler, her gece benliklerini kaybetmeye ve her defasında yenisini bulmaya gelirler oraya. Tarihin ilk ışıkları toprak ananın sanatçı çocuklarını aydınlatmıştır. O günden bu güne, tiyatro adına birçok hipotez ortaya atılmıştır. Bence evrimin ilk oyuncuları, mağara duvarlarına vuran gölgeler olmuştur. Bunraku –Japon kukla tiyatrosu– işte böyle canlanmıştır. Daha sonraları gelişmeye başlayan geleneksel ‘Noh’ tiyatromuz, maskelerin ardından seslenmiştir seyirciye. Tarih, her toprağa eşit pay edilmemiştir. Tiyatronun dünyada binlerce türü ve kökeninden bahsedilir. Ama misyonu aynıdır; insana ulaşmak ve onu tanımlamak…
 
TÜRKİYE – Onur Atacan – TOBAV
 
Bu sene ülkem adına bu bildiriyi hazırlarken geçmiş bildirileri büyük bir titizlikle inceledim. Hepsinin ortak teması, tiyatronun ışık ve umut taşıdığı, insanı insana insanca anlatan evrensel bir sanat olduğuydu. Ama ben bugün, ne yazık ki tiyatronun artık ışık ve umut taşımadığını söylemek zorundayım. Çünkü; karanlıklardan korkan gösterilerde, tiyatronun aziz amacından bahsedilemez. Tiyatro artık dünyanın ücra köşelerine koşmalıdır. Töre cinayetlerine kurban giden kadınların, açlıktan ölen çocukların, tercihlerinden dolayı dışlanan insanların yanında olmalıdır. Tiyatro bugün tüm gücünü kuşanıp, ‘hayal kurma’ yeteneği elinden alınan taşra çocuklarına ulaşmalıdır. Tiyatro bugün, inanılmaz mücadeleler gösteren Greenpeace ile, tiyatro bugün mucizeler yaratan Unicef ve Unesco ile, tiyatro bugün dünyayı kurtarmak için onu tutkuyla isteyen gençlerle iş birliği içinde olmalıdır. Tiyatro bugün; karanlıklara inat dimdik ayakta durmalı ve zayıfın yanında ezici güce karşı tüm gücüyle direnmelidir. Neticede bir zincir, ancak ve ancak en zayıf halkası kadar güçlü olabilir. Umarım ki birgün tiyatro, geleceği haksız güçlerin elinden söküp alacak ve asıl sahibi olan gençlere iade edecektir. O yüzden;  karanlıklara rağmen olmak ya da olmamak, işte bütün mesele budur! Sizlere evrensel barış haberini müjdeleyeceğimiz güne kadar umutla kalın çocuklar, tiyatronun gülen yüzü her daim sizinle olsun!

Dünya tiyatrolar gününüzü sevgi ve umutla kutluyorum…